YAŞAMSAL ÖRÜNTÜ ALGORİTMASI

Endişeler, kaygılar hayatımızın ayrılmaz parçası olması yanı sıra eşik değerlerimizi zorlayan,  epidermis katmanında izler taşımımıza sebebiyet veren zaman zaman da ruhsal bunalım oluşumlarına hizmet eden olumsuz duygulardır. Asında farkında olmasak ta bu duygular kendi algoritmamızın oluşumuna yardımcı duygulardır.

Kendi eksenimiz etrafında dönerken evrensel sistemin her anında gerçekleşen rezonanslardan etkilendiğimizi bilmeden belki de yaşıyoruz. Şuursuzca…..

Venüs Atmakara gezegen ise, sevginin şefkatine, hissettirilişine aşık açlık duygunuz,

Jüpiter Atmakara gezegen ise, kendinizi çözme ile başlama adımını atma içgüdüleriniz,

Satürn Atmakara ise, kişilerin duygularını, üzüntüleri konusunda hassas davranışlar sergileme gerekliliğini,

Güneş Atmakara ise, egonuzu törpüleyecek olaylarla karşılaşmanız,

Merkür Atmakara ise, bilgiye olan açlığınız,

Rahu Atmakara ise, intikam ya da yıkıcı düşünceleriniz fikirleriniz,

Mars Atmakara ise, öfke duygunuzu kontrol altına alabilme,

Ay Atmakara ise, duygularınızla büyümeyi öğrenmeniz,

Gelişime açık yön olarak kendini gösterebilir.

Atmakara gezegeninize göre yoksunluk hissedebileceğimiz durumlar yaşam içerisinde de kendini hissettirebiliyor. Bu şu demek oluyor. İnsanoğlu fikirsel, fiziksel, ruhsal farklılık gösterse de ortak duygular dediğimiz kavramlara ortak algoritma geliştirebiliyor, hissedebiliyor.Perdeli kişilikler, tutsak zihinsel, önyargılı bakışlar altında insanoğlunun kendini bulma algoritması da bir o kadar gecikebiliyor. Yaşamın keyfini özgürce yaşamak, hissetmek varken, irademiz dışında gelişen durumlara takılı kalışımız elimizin altında olup fark edemediğimiz güzellikleri yaşayamamıza sebebiyet verebiliyor.

Hep ondan dır ya ‘’KAYNAK’’ arayışlarımız, varolşumuzu sorgulamalarımız….

Ya da ağlarken güven veren omuz arayışlarımız…

Karışıksın demeden dinlenilmek ihtiyaçlarımız…

Zihinsel, ruhsal güven veren ruh arayışlarımız…

Köken beslenmelerimizin ruhsal DNA sarmalındaki aksaklıklar ihtiyaç analizlerimizin süresinin gecikmesi de bundan kaynaklı. Yaşamın anlamlı kılınabilmesi için anlam veremediğimiz karmaşalarımızı da veren bir gücün olduğunu unutabiliyoruz.  Tüm arayışlarımızın tek çıktığı yolun ‘’ŞEFKAT’’ olduğunu unuttuğumuz gibi…

Biliyorum, anlıyorum…..

Muhafazakar kültürün içinde farkedilmemiş korku kalıpları ile popüler kültürün ‘’özgür’’ hissiyatının algısı arasındaki geliş gidişleri… Kendinizi bile size bırakmayışlarını…Arayışlarınızın ‘’Ruh Hastası’’ olarak değerlendirilmesini, sizin meselelerinizde karar mekanizması siz hariç herkes oluşunu…..

Bütün bunlar dayanak noktamızı oluştursa da çıkış yolu ararken gökyüzü ile tanışıyor insanoğlu. Yeryüzünde anlamsızların gökyüzünde anlamını aramaya…. Arayış izdüşümleri hüznün, galibiyetin, farkındalığın teslimiyetçisi olsa da huzurun adresini görmenin sevinci içindeki çocukla barışıyor.

Huzurun adı ‘’İNSAN’’ oluyor….

Leave a Reply