İÇİMİZDEKİ TANRISAL BECAYİŞ

Allahın Zat-i sıfatları:

  1. a) Vücut;Varolmak, Allah vardır ve yokluğu düşünülemez.
    b) Kıdem; Allah”ın varlığının başlangıcı yoktur.
    c) Beka;Ebediyyet, sonu bulunmamak.
    d) Vahdaniyyet; Tek ve benzeri olmamak.
    e) Muhalefetün Lil-havadis; Sonradan yaratılanlara benzemez.
    f) Kıyam Binefsihi; Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Herşey O’na muhtaçtır.

Sübut-i sıfatları:

  1. a) Hayat;Allah daima diridir.
    b) İlim;Bilmek, Allah geçmiş ve geleceği, gizli, açık her şeyi bilir.
    c) Semi; İşitmek, Allah her şeyi işitir.
    d) Basar; Görmek, Allah her şeyi görür.
    e) İrade; Dilemek, Allah diler ve dilediğini yapar.
    f) Kudret; Gücü yetmek, Allah sonsuz kudret sahibidir, her şeye gücü yeter.
    g) Kelam; Söylemek, Allah söz sahibidir. Peygamberlerine duyurmuştur. Kur’an, Allah’ın sözüdür.
    h) Tekvin; Yaratmak, Allah yaratıcıdır. Kainattaki her şeyi yaratan O’dur.

 

İslam inancına göre bir yaratıcının varlığına inanıyoruz. Yukarıda sizlerle paylaştığım Yaratıcının sıfatlarına baktığımızda sadece ona ait ve özel olduğunu görüyoruz.

 

Beşer , yaratıcının bizim bildiğimiz 99 isminin gölgelerini taşıyabilir. Dünya da 8 milyar insan olduğunu düşünürsek bu insanların çoğunluğunda da bu gölgeler görülebilecek. AZ ve ya çok…. Diğer insanlarda da ülke, ırk ayrılmaksızın isimlerin yansımalarını görebiliriz. Örneğin bir kişiyi fiziksel anlamda çok beğenebiliriz. Allah’ın cemil isminin yansımasını görürüz. Burada kişiye verilen bu özelliklerden dolayı kime anlam yüklediğimiz önemli. Eğer yaratıcı aklımıza geliyorsa  BİNGO!!  ‘’Bakmakla görmek arasındaki fark işte budur.  Aynı zamanda tefekkür boyutu da oluşacağından Yaratıcının hikmetlerini düşünmek imanımızın artmasına ve şükretmemize vesile olacaktır.

 

Her insan derya deniz….. Kişisel, ruhsal, fiziksel, zihinsel anatomileri farklı… Astroloji ilmi ile bunu deneyimlemekte nasip olunca, Allah’ın varlığını yanında hissediyor insan. Düşünsenize benzer haritalara sahip olan kişiler nasıl oluyor da farklı hayatlara sahip oluyor. Bizler Dünya denen colesseum gibi bir meydanda gladyatör kıyafetlerimizle doğru yaşam savaşı vermeye çalışan zaman yolcularıyız.  Bu noktada, ruhlarımıza verilen beden elbisemiz emanetken, beşere verilen sıfatlar bir gölge iken, yansımalarını yaşadığımız bir dünyaya gideceğimiz inancı var iken zihnimize yerleştirip kurtulamadığımız buhranlar içinde kalıp kaçışlarımız neden diye sormak istiyor insan. Bir başkasının sahip olduğunu sadece emanet verilirken kıskançlık, fesatlık duyguları ile hırpalanmak neden??? Yenilgi olarak kabul ettiğimiz bu geçici değerler bizi değersizleştirmiyor, izin vermediğimiz müddetçe de değersizleştiremez.  Biz sadece öyle anlam yüklüyoruz ve değersizlik inancımızı kamçılıyoruz.

Tek hüküm sahibi, tek olan kişi sadece yaratıcıdır. Dünya arzında sahip olduklarımızla tek olmadığımızı en önemlisi de canımız dediğimiz ruhumuzun emanet olduğunu idrak edebilirsek hiç olmanın muazzam lezzetini yudumlamak nefes nefes soluklamak nasip olacak belki de….

Arınma mevsimi gelip geçmeden varolmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamak nasip olur inşallah…..

 

Leave a Reply