HİNT ASTROLOJİSİ IŞIĞINDA PANİK ATAK, DEPRESYON, ANKSİYETE DUYGUSAL SEBEPLERİ

 

duygusal.jpg

 

Batı Astrolojisine göre, Betelguse –Şiron kavuşumu, 7. Ev İkizler burcunda olunca , benim için iletişim kanalı ‘’Şifacı’’ yönümü sizinle paylaşmam konusunda önem arz ediyor. 7. ev yöneticisi Merkür, 12. Ev de Plüto ile birlikte Akrep burcunda.  12. Ev ‘’Tepe Çakrası’’ ile ilgilidir. İlahi kanal ile aracılık görevi de görür. Akrep, derinlerin ve sezgiselliğin burcu , Plüto kökten değişen bilinçaltı ve bilinci anlatıyor. Merkür ise ilişkiler, danışmanlıklar konusunda ‘’şifacı’’ yönümü kullanmam gerektiğini de gösteriyor. Tüm bunlar Batı Astrolojisine göre doğum haritamdaki gezegen yerleşimleridir.  Ve tabii ki şans noktası da 12. Evde olunca değişim getirdiği evrensel dönüşümü karşı koyamıyorsunuz.

Son peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.s) olması ve ahir zaman olması sebebiyle, beklenen mehdiyet dönemine hazırlık yapan samimiyetin geniş yürekli küheylan gönüllü şifacıları artık dünya sahnesinde rol oynamaya başlayacaktı.

Bu satırları size yazarken Lonra’da yıllar sonra arkadaşım ile ‘’Duygular ve Anksiyetesi’’ hakkında konuşurken , üşenmeden yazmak istedim.

Yıllar önce Satürn, 11. Evimde transite geçerken (Yöneticisi Merkür 12. Evde , yükselen yöneticisi ile birlikte) kardeşim zehirlendi ve ailecek travma yaşadık. O dönemeler KETU DASA nın son dönemlerine denk geliyordu. Akabinde 7. Ve 12. Ev yöneticisi Venüs dasa dönemi başlayacaktı. Venüs , duyguları , sevme şeklini, sevgimizi ifade ediş tarzımızı , nasıl sevilmek istediğimizi ifade eder. Bendeniz Gökyüzü Kızının Satürn-Venüs yükselende 3 derece ile kavuşum , Navamsa haritasında da 8. Ev Balık burcunda yerleşince , KETU DASA ile elimden alınan ve engellenene yarım bırakılan hayallerimin aslında beni ANKA KUŞU gibi derin bir değişim sürecinden geçirdiğini bilemiyordum. Astroloji ile tanışman en debdebeli zaman ‘’SADE SATİ’’nin tam ortasında gerçekleşince ‘’teslim ol’’ nidalarını sanki benim için söylüyordu gökyüzü. Öyle derin öyle sancılı dönemlerdi ki kaçmak istediğim gökyüzünü bile dşünemiyordum. Kendimden kaçıp gitmek istedikçe olaylar sarpa dönüyor, çözüm süreci daha da uzuyordu.

KETU dasa sonrası başlayan Venüs dasa  spritüel dünyanın kapılarını sonsuzluğa kadar açacaktı. Venüs 12. Evin yönetici olarak yükselen de, yükselen yöneticisi de 12. Evde yerleşince (PARAVİRTANA YOĞA) şahsımın doğasındaki tüm duyguları içsel dönüşüm ile anlamlandıracak ve duyguların şefkatinin şifresini yeniden gökyüzü ile ortaya çıkarmam istenecekti . Venüs , Navamsa yani ana haritaya Jenaratör olarak etki eden haritada 10.(Toplumsal statü, kariyer) ev ile 3. Ev (iletişim , zeka, kardeşler, sosyal medya…) yönetici olarak Satürn ile 8. Evde konumlanmış.  İlahi sevgiye doğru giderek yaşanan duygusal kırılmaların , yaşanmış beşeri kaynaklı duygusal olayların psikolojisini astroloji ile sizlere ulaştırmam gerekliliği şifrelenmiş.

Bu yerleşimler ‘’Panik atak’’ , ‘’depresyon’’ , ‘’anksiyete’’ olarak ortaya çıkarabilen yerleşimlerdir. Beni koruyan , Jüpiter’in VARGATTOMA  yani her iki haritada da aynı burca yerleşerek muazzam bir ilahi güç ortaya çıkarması ile etkilerini hafiflletme fırsatı vermiş. JÜPİTER Retro olduğu için , içe yöneliş, aşkın ilahi yönünü ortaya çıkarmak için içsel büyütme şart. Ruhsal açlık krizlerinin yaşanmaması içinde meditasyon ya da inanç doğrultusunda ilerleme de şart.

İnsanoğlu beşer tarafından duygularından uzaklaştırıldıkça, yaşanan ruhsal ve duygusal krizler yukarıda bahsettiğim rahatsızlıkların duygusal sebepleri olarak ortaya çıkmaya başlayabilir. Buradan Modern tıp ile tedavisine gerek yok gibi bir düşünce anlaşılmasın. Bütüncül yaklaşım ile  desteklenen tedavilerin bu durumda daha da hızlı bir şekilde sonuç alınacağını düşünüyorum. Nereden mi biliyorum diye soruyorsunuz. Tabii ki kendimden. Yıllar önce yaşadığım kardeşimin olayı ile ayyuka çıkan bilinçaltımdaki saklı gerçeklerim ile yüzleşerek şifalandırma yolculuğuma ‘’ASTROLOJİ’’ kanal olarak eşlik edecekti. Şimdi, okudukça inanamıyorsunuz belki de yaşamış olduğuma. Vermiş olduğum danışmanlıklarda ve kendimin şahsen deneyimlediği bir hayat yolculuğu kapsamında ‘’DUYGUSAL ÖZGÜRLEŞME’’, sizi ‘’HAKİKAT IŞIĞINA’’ götürüyor. Kimimiz benim gibi ‘’GÖKYÜZÜ KIZI’’  kimisi ‘’MİSTİK’’, kimisi ‘’DERVİŞ’’…..

İlk doğduğumuzda anne ile olan bağlantımız , yaratıcı ile bağlanmamız ve onu kabullenme sürecimizide etkilendiği için , doğum haritasında yara almış bir AY yerleşimi , kişinin duygular, anne ve vatanıyla bağlanmasına zarar verebiliyor. Ay, doğal Zodyakta 4. Ev yani (yuva , mutluluk, iç huzur ) evi olduğu içinde ‘’bağlanma ‘’ konusunda tüm yaşamımızı etkileyici güçte çalışmaya başlıyor. Duygular anlaşılmadığı, görülmediği, yok sayıldığı için , biz zamane çocukları ya da diğer tabiriyle sigorta çocuğu olup varlığımızdan habersiz toplum endeksli yaşamaya devam ederken, kimimizde Panik Atak, Depresyon ve Anksiyete yaşıyoruz.

Hatta bazen her insanın doğuştan getirdiği seçim saygısını bile eleştirerek , insani olan duygularla dini bağdaştırıyor ve o kişinin hem bizden hem kendisinden uzaklaşmasına neden oluyoruz. Bu durumu biz ‘’iyi niyet ‘’ olarak adlandırırken , karşı tarafın duygularını sömürdüğümüzü, duygularını ifade etme alanını kısıtladığımızı, duygularını yaşamaktan utandırdığımızı unutuyoruz. Netice de hem bedeninde rahatsızlıkların oluşmasına hem de yaratıcısının son olarak gönderdiği İslam dininin yaşanıyor görüntüsü altında mutsuz insan topluluklarının sebeplerini anlama konusunda zihin karışıklığı yaşıyoruz. Kısaca yaşamıyorken, bir başka kişinin hayatının kararlarına ahkam kesme haddini kendimize hak görüyoruz, hesap gününde sadece hesap vereceğimiz kişinin ALLAH olduğunu unutarak. Bu yüzden Kur’an*-ı Kerim ‘’OKU’’ ayeti ile indirilmeye başlanmıştır. Kendi duygularını okumaya başlayarak insan olma şuurunun kazanabilir insanoğlu. Yoksa travmalar sürekli bir hale gelince evlilikle birlikte daha da ortaya çıkarak çözüm istiyor. Aslında aranan ‘’DENGE ‘’ihtiyacı . Yani evlenmek ya da bekar olmak dengenin oluşması için kesin bir neden değildir. Bu deneg halini koruyabilmek , istikrar göstermekte , nefsin ıslahı ile mümkün hale geliyor. İmtihan adı verilen eylemler işte böyle gerçekleşiyor. Şöyle bir düşünün, gerçekleştirdiğimiz her eylem duygularımız ve ihtiyaçlarımızla ilgili. Bu şekilde düşündüğümüzde biz iyileşmeye başlayacağız ve biz değiştikçe herşey kendimizde dahil çevremizdeki herkes şifalanmaya başlayacak. Bu yüzden de Varolan herşeyin yaratıcısı bir yerde bir kişi bile gerçek mana da yaşıyorsa onun enerjisi ile çevresindeki insanlarda o enerji alanı ile kendi yolculuklarına başlıyorlar.

Kısaca toparlayacak olursak Astroloji ,spiritüel çağın ışık elçisidir. Gökyüzü Cumhuriyetinin Parlamenter sisteminin İnsan Hakları sözcüsüdür.

Bilinmezliklerimize ışık tutan bir sistemdir.

Hint Astrolojisine göre (Moksha İnancı) de kurtuluş , içsel hakikatten geçer.

Gökyüzünüzün ışığı bol olsun……

DANIŞMANLIK : guruseyyah@gmail.comduygusal.jpg