DİNSEL DUALİTE , TİNSEL REALİTE

Twitterda  ‘’İslam totaliter dindir. Ve hayatın her alanını düzenler.’’  diye bir twit görünce yazmaya karar verdim.  Amacım savunmak, karşı çıkmak, tartışmaya açmak , ‘’muhafazakarlık’’ kavramını yeniden tanımlamak yada’’ muhafazakar düşünce sitemine’’ yeni bir boyut kazandırmak olmadığını belirtmek isterim. Yetkinlik olarak İslami bilimlerle ilgili ciddi eğitim almış olmama rağmen bir dine mensup olmak için sadece Nüfus hüviyetinde yazmasından ziyade kişiler tarafından da kişilerin tercih ettiği dini yaşanılabilir kılınabilmesi gerektiğini de düşünüyorum. Kişisel açmazlar, buhranlar, kültürler işin içine girince algısal farklılıklar, ayrıştırma ile kişilerin  korkmasına  sebep olabiliyor.  Yaşadığımız zaman itibari ile de geleceğimizi kaygılandıran , olması gerektiğine inanılan bir dünya düzeninde kaybettiğimiz kimliğimizi ararken yaşadığımız tramvatik derin dönüşümler içerisinde ‘’AYIP’’ ‘’GÜNAH’’ kirliliğinin masum olmadan kullanılışı eklenince suçluluk ve değersizlik( sevgisizlik) duygularının sarsıcılığında hayattan tat alma olgusunu yitirmiş ruhlar alemi baş gösteriyor.

Yaşama özgürlüğü, ruhun bedene girmesi ile başlar. Fiziksel doğum gerçekleştikten sonra ruhsal doğumunda sürecine girilmiş oluyor.  Zamansal farklılıklar olsa da ruhsal doğumlar sancılı oluyor. Hatırlayın, bebekken en çok şevkat ve merhamete ihtiyaç duyarsınız.  Anne babanız sizin öz bakımınızdan sorumlu olduğunu sanırken ruhsal hafıza ve kollektif bilinç sisteminiz temiz, akıcı ve randımanlı çalışır ve büyüme gösterirken bu kayıtlar artık gün yüzüne çıkmaya başlar. Danışmanlıklar da en çok karşılaştığım konu ise ‘’Bağımlılık ‘’ , ‘’suçluluk ve değersizlik hissi’’ . Çocuk , ebeveynleri arasında yaşanan gerginliğin sorumluluğunu farkında olmadan kendi bilinçaltında üstleniyor. Yememe ya da çok yeme sorunu baş gösterebiliyor. Evde yaşanan tartışma ve kavgalarda çocuk agrasif ve başkaldıran bir süreçten geçebiliyor. Aslında herşey bizde başlıyor. Güvende hissetmek için dışarda aradıklarımızın aslında içimizde saklı olduğunu çok geç anlıyoruz.   Bu sebeple danışmanlık kişiye bakış açısı oluşturarak hayatındaki taşları temizlemesine olanak sağlıyor.  

İlkokul 1.  sınıfa giderken Cennet cehennem ve ahiret kavramıyla ilgili rüyalar görüyordum. Bir tanesini sizinle paylaşayım. Evimizin bulunduğu çevrede herşey yanmaya başlıyor. Gökyüzü kapıları açılıyor. Melekler geliyor. İnsanlar kaçışıyor. Bense anne ve babamı düşünüyorum. Allah’ım ne olsun rüya olsun derken uyanıyorum.  Anlatmamın sebebi din olgusu anlatırken çocuklara yaklaşım üslubuna dikkat edilmesi gerekiyor.  Astrolojik gösterge olarak ta Merkür dasa yaşıyorum ve Merkür Ruhsal ev, benliğin arka bahçesi, evrensel enerjilerin evi olan 12. Evde yükselen yöneticisiyle.  Yaşadıklarınım anlatmaktan korkan sürekli ağlayan bir kız çocuğu. Özellikle fotoğraf çekinirken haddi hesabı yok ağlama krizlerinin J

Ortak evrensel duygulara sahip insanoğlununun, tutarsızlık gösterdiği, olmak isteyip olamadıkları yaşam sistemlerinin yan ürünü olarak gördükleri bazı olayları din adı altında çocuklarına bile farkında olmadan enjekte edebiliyor. Kendi kimliğini oluşturup aidiyet hissedememesine sebep oluyor. Bireysel başlayan süreçler toplumsal bir hal alıyor. Yaşanılan coğrafyada hakim olan bu yapı gelişim ve değişimin en büyük engeli olarak görülüyor. Korku dan dolayı bağımlı kılınan kişiler sorgulama yaşadıklarında dışlandıklarını düşünmeleri içsel daha büyük tramvalara yol açabiliyor.  Doktora götürelen birçok çocuğun tedavisinden sonuç alınabilmesi için anne ve babanında tedavi görmesi gerektiğini düşünüyorum.

 SEVGİ – ŞEVKAT her zaman en iyileştirici ruhsal-fiziksel besin kaynağı olmuştur.

-Nasıl mı?

-Hayal kuralım?

– Ev hanımısınız. Eşinizin insani iyi özellikleri olmasına rağmen ilişkide kendinizi yalnız hissediyorsunuz.

Ya da çalışan beyefendisiniz. Eşinizi sürekli sizi eleştiriyor. Kapıdan girdiğiniz an cenneti değil cehennemi yaşıyorsunuz. Kavgalar, tartışmalar almış başına gidiyor…

Beklediğiniz yad a hissedemediğiniz nedir? Sorun kendinize. Ençok yaşanan gündelik süreçlerden bahsediyoruz.

Kalbinizdeki mutluluk enejisini  drama duygusuna çevirmeden, kendi hayatımızın sorumluluğunu başka ruhların gerçekleştirebileceği varsayımı üzerinden hipotezler çıkarıp evrimsel süreçlerden geçerek onaylanmaya gerek yok. Hayat o kadar güzel ki……

 İLETİŞİM:  guruseyyah@gmail.com